OnlineBilet.com

Tosya'da Görülmesi Gereken Yerler (Çeşmeler, Hamamlar, Höyükler)


Karadeniz’e hangi tepeden bakarsanız bakın buram buram yeşillik ve tarih kokusu alırsınız. Bu bölgede her ilin veya ilçenin kendine has özellikleri olsa da, bazılarının daha ayrıcalıklı olduğunu söylemeliyiz. Mesela Kastamonu’nun incisi Tosya, biraz önce bahsettiğimiz ayrıcalıklı ilçelere güzel bir örnek olabilir. Çünkü Gaskalar’dan Hititler’e, Firigler’den Kimmerler’e, Lidyalılar’dan İranlılar’a, Candaroğulları’ndan Osmanlı’ya kadar birçok egemenliğin hakim olduğu ve de farklı kültürlerin izlerinin yer aldığı bir ilçeden söz ediyoruz. 

Tosya’nın kuruluşuna dair kesin bilgiye ulaşmak oldukça güç olsa da, Kastamonu’da çalışma yapan kişilerce yapılan araştırmalar sonucundaki hesaplara dayanarak 3 - 4 bin senelik bir tarihe sahip olduğu söyleniyor. 

Tosya, tarih boyunca farklı millet ve kavmin yaşamına sahne olmuş bir bölgedir. İlçenin Bizans döneminden önceki adı Zooka’dır. Bizans dönemindeki adının ise Daceia olduğu biliniyor. Yüzyıllarca değişime uğrayan Tosya, şimdilerde pirincin anavatanı olarak kabul görüyor. Bölgede ilk pirinç tarımına 1500’lü senelerde başlandığı bilinmekle birlikte, Ilgaz Dağı’ndan gelen Devrez Suyu, toprağı pirinç tarımına uygun hale getirmiş. Tosya pirinci oldukça ünlüdür. Hatta, “Tosya bölgesinin bel kemiği pirinçtir” demek doğru olur. Pirinç üretiminin olmazsa olmazı ise sudur. İşte bu nedenle, Tosya’da bir gezi planlıyorsanız; kesinlikle çeşmeler ve su kaynaklarından başlamanızı öneriyoruz.

Su Kaynakları ve Çeşmeler

Bölgede ünlü Tosya pirincini besleyen onlarca su kaynakları bulunuyor. Birinci kaynak şüphesiz ki; Seydo Deresi’nden gelen Seydo suyudur. Verimli toprakları, mineralli sularıyla besleyen Seydo Deresi köylüler tarafında da koruma altına alınmış durumdadır.

İkinci su kaynağı ise, Kirse Deresi’nden gelen Kale suyudur. Üçüncüsü, Hacı Hüseyin Suyu ve dördüncüsü de Sofu suyu olarak biliniyor. Bölgede, henüz tespit edilmeyen su kaynakları olduğu da söyleniyor.  

Tosya'da 150'nin üzerinde çeşme olduğu tespit edilmiş. Ancak eko sistemin bozulmasıyla ve de kirliliğin artmasıyla, bu çeşmeler birer birer kapatılmaya başlanmış.

İşte Tosya’daki meşhur çeşmeler:  

Dere Çeşmesi:  Dilküşah Mahallesi, Zopturoğlu Sokak’ta bulunan çeşmenin üzerinde su kitabeleri göze çarpıyor. Bu kitabede çeşmenin 1781 yılında Ahmet Bey tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. 

Halim Baba Çeşmesi: Tosya’nın İlyasbey Mahallesi'ndeki bu çeşmenin üzerinde de kitabe bulunuyor. Bu kitabede çeşmenin 1796 senesinde Karabacak Zade Hacı Abdullah Ağa tarafından yaptırıldığı yazıyor. 

Ali Osman Ağa Çeşmesi: Harsat Mahalesi, Kelleci Sokak’ta bulanan çeşme, sivri kemerlidir ve değişik toplama taşlardan yapılmıştır. Cephesinde ayna ve yalak taşı bulunan çeşme, Şerife Hanım tarafından 1800 yılında yaptırılmış. 

Karasu Çeşmesi: Hacı İbrahim tarafından yapıldığı bilinmesine karşın halen daha çeşme ile ilgili gizemler devam ediyor. Bu nedenle buradan içilen suyun şifalı olduğuna inanılıyor.

Tosya’daki Hamamlar

Büyük Hamam: Tosya’nın hemen başındaki çarşı içerisinde yer alan Büyük Hamam’ın Candaroğulların’dan İbrahim Bey tarafından yaptırıldığı söylense de, bu konuda kesin bir bilgi ne yazık ki bulunmuyor. Hamam, tarih boyunca çeşitli yangın ve depremler nedeniyle zarar görmüş. Bu olaylardan sonra hamamı onaran bölge halkı ve belediye çalışanları, bu tarihi yapının özgün hali ile korunmasına katkıda bulunmuş. 

Çifte Hamam: Abdurrahmanpaşa Cami’nin yanında yer alan Çifte Hamam, Mevlana Selahattin adlı bir hayırsever tarafından yapılmış. Hamamın üzerindeki dokular, bu yapının 16’ıncı yüzyılda yaptırıldığını gösteriyor. 

Tekke  Hamamı: 1637 yılında Şeyh İsmail-i Rumi tarafından yaptırılan Tekke Hamamı’nda dönemin ekonomik koşulları nedeniyle moloz taşı ve harç kullanılmış. Hamamda, içinden su akan bir aslanağzı figürü ve Şeyh Kurnası adı verilen bir oda bulunuyor. 

Küçük  Hamam (Vikvik Hamamı):  Yapım tarihiyle ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamayan bu hamamın 80 yıldır kullanıldığı biliniyor. Hamam, bir kazı sırasında  tespit edilmiş, etrafı genişletildikten sonra da hizmete açılmış. Bununla birlikte, yapılan restorasyon çalışmaları nedeniyle hamamın orijinal halinin bozulduğu söyleniyor. 

Abdurrahmanpaşa Camii

Tosya’nın sakin görüntüsüne görkem katan ve Tosya’da nereye giderseniz gidin rahatlıkla seyredilebilen Abdurrahmanpaşa Camii, 1584 yılında Kahramanmaraşlı Abdurrahman Paşa tarafından şehre bahşedilmiş. 1917 yılında tekrar elden geçirilen bu camii, daha sonraki senelerde meydana gelen depremde hasar görmüş. Yapılan restorasyon çalışmalarında ise revzenlerle, kalem işi süslemeleri, sekizgen kaide üzerine oturtulmuş ve caminin kuzeybatı kesiminde bulunan çokgen minare de yeniden inşa edilmiş. Tüm bu çalışmalarla özgünlüğünü kaybeden Abdurrahmanpaşa Camii, buna rağmen bölgenin görülmeye değer yerlerindendir. 

Duvarları, kesme taş ve tuğla ile örülmüş olan caminin üzeri 4 yarım kubbe ve ortası bir ana kubbe ile bezenmiş. Mihrabın sağ ve sol tarafındaki pencere kenarları ile kaideler arasına yerleştirilmiş, çalışma siste¬mi tam olarak çözülemeyen toplam 4 adet dönen mermer sütun bulunuyor. Mermer mihrap, minber nişi de kapı gibi dolguludur. Büyük ve sayıca fazla pencereler ise caminin içinin aydınlık olması amacıyla yapılmış. 

Abdurrahmanpaşa Cami’nin bir başka ilgi çekici özelliği ise, avlu dolgusunu besleyen ve de Belediye Hamamı’na bakan duvardır. Aslında çok fazla mimari özellik içermeyen bu duvarı farklı kılan, üzerindeki dolgu zeminine rağmen aksi yöne eğimli, yani dışa dönük yapısıyla adeta yerçekimine karşı koyarcasına inşa edilmesidir. İçeride ibadet edecek insanların sayısının fazlalığı düşünülerek görkemli bir şekilde inşa ettirilen camii, 1500 kişilik kapasiteye sahip. 

Yolu Tosya’ya düşen herkesin mutlaka Abdurrahmanpaşa Cami’ni gezmesini tavsiye ediyoruz.

Gavur Kayası Kalesi

Tosya’nın güneyinde yer alan Gavur Kayası Kalesi’nin ilçe merkezine uzaklığı bir saattir. Çüsçüs Kışlası mevkiinde, Devrez Çayı’nın kenarında bulunan bu kale, doğal ve sarp bir kayadan ibarettir. Bu nedenle ön taraftan kaleye çıkmak mümkün olmadığından kaleye çıkmak isteyenler, kalenin kuzeybatısına gitmek durumda kalıyor. Kalenin içerisinde bir kaya mezarı ve henüz mimarisi çözülemeyen bir tünel bulunuyor. Rivayete göre; Gavur Kayası Kalesi’nin bir tarafı ile Devrez Çayı’nın bir kısmında bulunan iki köprü ayağı bir zamanlar Bağdat Yolu’nun buradan geçiş noktası olarak kullanılıyormuş. Araştırmacılar bu konuyla ilgili kesin bir bilgiye ulaşabilmek adına halen daha çalışmalarını sürdürüyor. 

Emirler Şehri Kalesi 

Tosya’ya 3 - 4 saat uzaklıktaki Emirler Şehri Kalesi, Sofular ve Kuşçular köyleri arasındadır. Ne yazık ki bakımsızlıktan dolayı harabeye dönmüş durumdadır. Kale’nin büyük çoğunluğu yıkılmış haldedir. 

Yüce Tepe Höyüğü

Devrez Çayı kenarında, Tosya'ya 2 saat mesafedeki Bayat Köyü'ne komşu olan Yüce Tepe Höyüğü, Devrez Çayı’nın kuzey dibinden akıyor.  Yüksekliği bilhassa ortada 6 metreye ulaşıyor.  Maalesef vaktiyle iskan yeri olan bu höyük, bugün kendi haline terk edilmiş durumda. 

Harman Tepe Höyüğü

Sofular Köyü içerisinde bulunan ve Saz Ovası’na bakan bu höyük, tıpkı Yüce Tepe Höyüğü gibi küçük bir iskan yeridir. Ancak Harman Tepe Höyüğü 3 metre yüksekliktedir. Köylülerin orijinal haline korumaya çalıştığı Harman Tepe Höyüğü, turistlerin yoğun ilgisine maruz kalıyor. 

Dipsiz Göl Mesire Alanı

Çam ormanlarıyla kaplı Dipsizgöl Mesire Alanı, adını 1550’inci metredeki krater gölünden alıyor. Gölün derinliğinin 40 metreden fazla olduğu biliniyor. Doğa yürüyüşleri için çokça tercih edilen Dipsiz Göl ve çevresinde farklı yürüyüş parkurları bulunuyor. Her mevsimde ayrı bir güzelliğe sahip olan Dipsizgöl, özellikle de bahar aylarında eşsiz doğanın renkli çiçekleriyle,  bol oksijenli temiz havasıyla ve de manzarasıyla tercih ediliyor.

Yeşilgöl

Denizden 1570 metre yüksekte olan Yeşilgöl, orman içinde saklı küçük ama oldukça güzel sayılabilecek bir göldür. Yeşilgöl özellikle de kürek ve kano yapanların sakinliğinden dolayı ilk tercih yerlerindendir. Bunun dışında kamp ve offroad yapmak isteyenlerin buluşma noktasıdır.

Tosyalılar tarafından söylenen bir deyime göre; “Dünya’da 3 kıta vardır; Avrupa, Asya ve Tosya.”  Tosyalılar bu sözle; Avrupa Garp’ı, Asya Şark’ı, Tosya Fark’ı simgeler diyerek turistleri ilçelerine davet ediyor.